Sör Peter Lodmund

Farsas

Member
Joined
Jan 24, 2026
Messages
44
Reaction score
11
ChatGPT Image 15 Mar 2026 23_14_05 (1).png



Hillfield Institute Chief Engineer ✦ With Two Graves

Ferrum non clamat, sed veritatem movet…


bc196bd1-7335-4a30-84f3-d1d727695abe.png


⋆ ✧ ─────────────── ⚜ ─────────────── ✧ ⋆

98ef7031-b37a-455e-a1fd-b21f009197d9.png


Peter'ın Hayat Hikayesi
Peter, çocukluğunu geçirdiği atölyede yarım kalmış bir düzenek üzerinde çalışırken büyüdü. Kimi insanlar dünyayı dualarla, kimileri kılıçla ayakta tutar. Peter ise bozulan her şeyin onarılabileceğine inanarak yetişti.


Taş duvarların arasında yankılanan çekiç sesleri onun için bir ninni gibiydi. Yağ ve metal kokusu ise çocukluğunun dili olmuştu. Başkaları için karmaşık görünen mekanik düzenekler Peter’ın gözünde yalnızca henüz doğru şekilde anlaşılmamış sistemlerdi.


Nasır tutmuş elleri ve kemerine asılı aletleri onun kimliğini sessizce anlatıyordu.


Peter konuşmayı hiçbir zaman sevmedi. Çünkü kelimeler çoğu zaman hatalıydı, ama mekanik asla yalan söylemezdi. Bir kapı açılmıyorsa mutlaka bir sebebi vardı ve her hata sabırla incelendiğinde kendini ele verirdi.


İnsanlar çoğu zaman yalancıydı. Makineler ise dürüst.


Geceleri mum ışığında çizilmiş mekanik taslakların başında saatler geçirirdi. Zamanla Peter yalnızca bir usta değil, sorun çıktığında çağrılan bir isim haline geldi. Ancak bu ün ona kalabalık değil, daha derin bir yalnızlık getirdi.


Çünkü Peter acele eden insanları sevmezdi, yarım işten nefret ederdi ve bir mekanizmayı bitirmeden asla masadan kalkmazdı.


Sinirlendiğinde bağırmazdı. Sessizleşirdi. Ve bu sessizlik çoğu insan için bağırmaktan daha ürkütücü olurdu.


Peter sabırlı, hatta takıntı derecesinde detaycı bir insandı. Kriz anlarında soğukkanlı kalabilir, güvenmekte zorlanırdı ama birine güvendiğinde o bağı kolay kolay koparmazdı. Ellerinin boş kalması ise onu huzursuz eden nadir şeylerden biriydi.


༺═─────────────── ⚜ ───────────────═༻

ChatGPT Image 15 Mar 2026 23_32_06.png


Peter'in Atölyesi

༺═─────────────── ⚜ ───────────────═༻

-jhşk.png


Hillfield Işık Enstütüsü
Baş Mühendisi

Peter artık Hillfield Enstitüsü’nün başındaydı. Enstitü, henüz yeni kurulmuş ve isimden başka bir geçmişi olmayan bir yerdi fakat Peter’in vizyonu ve liderliğiyle şekillenmeye başlamıştı. Her kararının ağırlığını hissediyor, attığı adımlarla buranın geleceğini inşa ediyordu.


Henüz hiçbir gelenek veya kural oluşmamışken, Peter hem rehber hem de öncüydü. Enstitüye gelen herkes, onun kararlılığı ve net vizyonundan etkileniyor, adımlarını Peter’e güvenerek atıyordu. Hillfield Enstitüsü, onun elinde, yolun daha başında olmasına rağmen, potansiyeli ve umut dolu bir geleceğe açılan bir kapı gibiydi.


Peter, bu yeni başlangıcın yalnızca bir yöneticilik değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk ve fırsat olduğunu biliyordu. Hillfield Enstitüsü, onun liderliğinde kendi kimliğini bulacak ve kısa sürede saygı gören bir kurum haline gelecekti.
 
Last edited:
Bilim rolleri kovalayacak bir delikanlıya benziyor. Desteğim tam. Tanıtım eşsiz olmuş, eline sağlık.
 
Aurelmara geleli uzun zaman oldu. Başta yabancıydım; taşları bile soğuk gelirdi. Şimdi sokaklarını ezbere biliyorum. Mesleğimi burada yeniden kurdum. Küçük bir atölye açtım. Demir, dişli ve cam kokusu artık bana ait bir düzenin parçası. Çekiç sesleri, içimdeki boşluğu bastırmaya yetmese de en azından düşüncelerimi susturuyor.

Ama o…
O artık yok.

Lucas savaşta öldü. Herkes bunu biliyordu. Ben de öyle sandım. “Savaşta düştü” dediler. Oysa gerçek daha geç ulaştı bana. Zehirli bir ok yemiş. Günlerce acı çekmiş. Ve sonunda… dayanamayarak kendi hayatını sonlandırmış. Bunu öğrenmem uzun sürdü. Belki de bilmek istemediğim için geç öğrendim.

İlk zamanlar birini suçlamak daha kolaydı. Onun sevdiği kızı suçladım. Hakkında çok şey duymuştum; söylentiler, fısıltılar, yarım kalmış cümleler. Öfke insanı ayakta tutuyor. En azından bir süreliğine. Ama ne onu suçlamak, ne başkasını… hiçbir şey Lucas’ın yokluğunu değiştirmiyor.

Gerçek şu ki, bazı hesapların sonucu yok.

Ben çalışmaya devam ettim. Bilime sarıldım. Çünkü bilim en azından dürüsttür; yanlış yaparsan söyler. Doğru kurarsan çalışır. Son aylarda bir teleskop üzerinde çalışıyorum. Merceğini üretmek sandığımdan daha zordu. Camı işlemek sabır istiyor. Işığı doğru kırmak, yıldızları net görmek… Gökyüzüne bakmak insana küçük olduğunu hatırlatıyor. Bu bazen iyi geliyor.

Şimdi ise başka bir proje var masamda. Gizli bir bıçak mekanizması. Sessiz, hızlı ve hatasız olmalı. Yay sistemi üzerinde hâlâ çalışıyorum. Küçük bir sürtünme bile tüm düzeni bozar. Hata payı yok.

Değiştim mi?
Evet. Değiştim denilebilir.

Bilim insanı keskinleştiriyor. Duyguları törpülüyor. Öncelikleri sadeleştiriyor. Artık daha az konuşuyorum. Daha çok ölçüyorum. Daha az hissediyor, daha çok hesaplıyorum.

Lucas hayata dokunarak kurtarmaya çalıştı. Ben artık yalnızca denge kurmaya çalışıyorum.
Ve belki de bu şehirde, demirin ve camın arasında, kendimi yeniden inşa ediyorum.

— Peter

༺═─────────────── ⚜ ───────────────═༻

d6c66c56-8220-42b1-bd9a-fd652d18cf3e.png
 
Last edited:
Lucas’tan sonra Louis…


Aurelmara’ya geleli uzun zaman oldu. İnsan bir şehre alışabiliyor ama eksikliğe alışamıyor. Atölyemi açtım. Demir, cam ve sessizlikle dolu küçük bir yer. Kendime “burada yeniden başlayacağım” demiştim.


Ama başlangıçlar sandığım kadar güçlü değilmiş.


Mercekleri hâlâ yapamadım. Camı eritiyorum, şekil veriyorum, zımparalıyorum… Her seferinde ışık kırılıyor, dağılıyor. Görüntü bulanık. Gökyüzü elimden kayıp gidiyor. Teleskop sadece yarım bir hayal.


Her başarısızlıkta Louis yanımdaydı.


Masaya yumruğumu vurduğumda, “Bir daha dene.” diyen oydu. Cam çatladığında sessizce süpürgeyi alıp kırıkları toplayan oydu. Bana acımazdı, ama bırakmazdı da. “Bilim sabır ister.” derdi. Ben sabırsızlandıkça o daha sakinleşirdi.


Şimdi o da yok.


Çevremdekiler birer birer eksildi. Önce Lucas. Sonra Louis. Sanki kader, yanımda duranları seçip alıyor.


İrade… eskisinden daha ince bir ip gibi. Kopmaya yakın ama hâlâ gerili.


Mercekleri yapamadım. Gizli bıçak projesi ilerliyor ama onda bile kusur görüyorum. Eskiden kusurları düzeltmek için uğraşırdım. Şimdi kusurlar bana kendimi hatırlatıyor.


Bilim insanı değiştiriyor, doğru. Ama en çok yalnızlık değiştiriyor.


Yine de burada bitmeyecek.


Louis olsaydı şunu derdi: “Tükenmek, vazgeçmek değildir.”


Ben de vazgeçmeyeceğim. Cam yine kırılacak belki. Ellerim yine kesilecek. Ama bir gün o mercek netleştirecek gökyüzünü.


Ve o gün… yanımda olmasalar bile, onların inandığı adam olmaya bir adım daha yaklaşmış olacağım.

༺═─────────────── ⚜ ───────────────═༻

ChatGPT Image 15 Mar 2026 23_02_00.png
 
Last edited:
1773926434931.png


Her şey bitmiş miydi? Hayır yeni başlıyordu..

Yeni Projeler-Yeni Fikirler-Yeni insanlar

Peter'in hayatı yeniden başlıyordu..
 
Last edited:
bitane mancınık bitane koçbaşı bitane kuşatmakulesi bitane balistayı kaça yaparsın
 
1776381486367.png

Şövalye ilan edildikten sonra Duskmarch’a zorunlu eğitime gönderildim.
Başlarda bunun bir onur olduğunu düşündüm… ama günler geçtikçe içimdeki heves sönmeye başladı.


Burada zaman farklı akıyor.
Kaç gün geçti, gerçekten bilmiyorum.


Her dört saatte bir kılıç, her dört saatte bir tekrar…
Aynı hareketler, aynı soğuk taş duvarlar, aynı sessizlik.


Hayattan yavaş yavaş soğuyorum.
Ama garip bir şekilde… güçleniyorum.


Bazen geceleri, ellerim titrerken bir köşeye çekilip kitap yazıyorum.
Belki de aklımı kaybetmemek için.


Artık yoruldum.
Kılıcım ağır değil… ama ruhum ağır.


Hillfield’a dönmek istiyorum.
 
Back
Top