Leiswyng
New member
- Joined
- Jan 23, 2026
- Messages
- 6
- Reaction score
- 6
[tema müziği]
Naerbol, taş sokakların ve bitmeyen insan telaşının hüküm sürdüğü Aurelmar’da doğdu. Ne soylu bir hanenin adıyla büyüdü ne de bir efendinin gölgesinde. Şehirdeki çoğu insan gibi, isimsiz ve sıradan bir çocuktu. Çocukluğundan itibaren şifalı bitkilere karşı doğal bir yatkınlık gösterdi. Bitkileri yalnızca öğrenmedi; kokularını, dokularını, hangi mevsimde nasıl davrandıklarını zihnine kazıdı. Bu bilgi zamanla ezber olmaktan çıktı, refleks hâline geldi.
Gençliğinde şehir herbalistlerinin yanında çalıştı. Merhemler hazırladı, iksirler kaynattı, yaralar kapattı. Gün geçtikçe otların ve toprağın kokusu tenine sindi. Bu koku yalnızca bedeninde değil, zihninde de yer etti. Şehirde yaşasa da düşünceleri hep çocukluğundan beri göz koyduğu ormandaydı.
Şehri terk edişi ani olmadı. Bir felaket ya da kovulma yaşanmadı. Sadece artık orada durmaması gerektiğini anladı ve gitti. Ardında bıraktığı şey yalnızca taş binalar değildi; zamanla ismi de geride kaldı. Yıllar geçtikçe adı zihninden silindi. Ailesini hatırlıyordu, ama yüzlerini değil. Bir anne ve bir baba figürü vardı; isimleri, sesleri ya da anıları yoktu. Sadece var olduklarını biliyordu. Bu da yeterliydi.
Ormanda, kimsenin sahiplenmediği bir bölgede yaşamaya başladı. Orayı korumaya yemin etmedi; yalnızca dengenin bozulmamasını gözetti. Şifa verdi, ama bedelsiz vaatlerde bulunmadı. İksirler hazırladı, fakat gücü hızlandırmadı. Her şeyin bir karşılığı olduğunu biliyordu ve bu karşılığı asla kendisi belirlemedi.
Vahşi yaratıklar onu hemen kabul etmedi. Bazıları bölgesine girmesini tehdit olarak gördü, yollarını kesti. Naerbol geri çekilmedi ama saldırmadı da. Zamanla anlaşıldı: O, ormanı ele geçirmek için değil, onu olduğu gibi bırakmak için oradaydı. Bu fark edildikçe, vahşiler mesafesini korudu.
Hayvanlar zamanla ona alıştı. Vahşiler mesafesini korurken, evciller yaklaştı. Kuzular onun sessizliğinde huzur buldu. İnsanlar nadiren yolunu buldu ona; kimi kaybolduğunda, kimi çaresiz kaldığında. Gelenler uzun süre kalmadı. Naerbol, kimseyi tutmadı, kimseyi çağırmadı.Yardım etti ve geri döndü.
Yıllar geçtikçe yaşı elliyi aşmıştı; elli ile elli beş arasında olduğu söylenirdi. Buna rağmen, yaşadığı sade hayat ve ormanın ritmi sayesinde onu görenler en fazla otuz beş, kırklarında sanırdı.
İnsanlar zamanla ona Salvian demeye başladı; arındıran ama hükmetmeyen adam. Kendi seçtiği isim olan Naerbol bile nadiren zihninde yankılanır oldu. Geriye kalan tek şey, doğanın tarafsızlığını koruma iradesiydi.
Belki bir gün onu bir çayırda, dizlerine kadar uzanan otların arasında ya da sisli bir orman yolunda görebilirsiniz. Eğer konuşursa, kısa konuşur. Eğer susarsa, fazla soru sormamak en iyisidir. Ve arkasını dönüp gittiğinde, orada gerçekten biriyle karşılaşıp karşılaşmadığınızı bile tam olarak anlayamayabilirsiniz...
Naerbol, ormana yerleştikten sonra kendine bir isim aramadı. İnsanlara da kendini tanıtmadı. Yoluna düşenlere şifa verdi, gitmesi gerekenleri gönderdi. Onunla karşılaşanlar azdı; çoğu bunu bilinçli olarak aramadı. Kimi yanlış bir patikaya saptı, kimi gecenin ortasında durmak zorunda kaldı. Kim olduğunu sorduklarında genellikle cevap alamadılar, çünkü Naerbol adını hiç söylemedi.
Verdiği şifa alışıldık değildi. Yarayı kapatırdı ama gücü arttırmazdı. Ateşi düşürürdü ama bedeni zorlamazdı. Yanından ayrılanlar iyileşmiş olurdu; fakat içlerinde tarif edemedikleri bir ağırlık kalırdı. Şifa bedelsiz değildi, ama bu bedel ne altındı ne söz ne de bir istek. İnsan, kendisinden bir fazlalığı geride bırakmış gibi hissederdi.
Adaçayının yoğun kokusu her zaman üzerindeydi. Merhemlerinde, iksirlerinde ve ellerinde aynı koku vardı. Bu yüzden onu görenler nadiren yüzünü hatırladı; daha çok ardında kalan hissi anlattılar.
“Arındırıyor,” dediler.
“Temizliyor ama hükmetmiyor.”
Bu sözler zamanla tek bir kelimede toplandı. Birinin ağzından ilk kez şu kelime döküldü: Salvian. (bkz: Salvia bitkisi)
Bu bir isim değildi. Bir ünvandı.
Şifayı veren değil; fazlalığı alan.
Gücü yüklemeyen; dengeyi geri getiren.
Naerbol bu ünvanı reddetmedi, ama sahiplenmedi de. Onu bu adla çağıranlara cevap verdi; adını soranlara sessiz kaldı. Zamanla kendi seçtiği isim olan Naerbol bile zihninde silikleşti. Geriye yalnızca insanların ona nasıl hitap ettiği kaldı.
Ve böylece o, istemeden de olsa tek bir ünvanla anılır oldu:
İyileştiren değil; olması gerekenden fazlasını geride bırakan adam.
“Naerbol” adını bilenler ise azdı; onu duyanlar da nereden geldiğini bilmezdi...
Last edited: