Korrin - Stonebound

korrin_camp_40.png
Herhangi Bir Adamın İçinden Geçen Düşünceler...

İlk gördüğümde 'bu adamla konuşmak istemem' dedim içindem. Sohbetinin sarmayacağından dolayı değil, biraz tipinden ve duruşundan dolayıydı. Hani şu kalabalığın içinde bile yalnız duran tipler var ya, etrafı gürültü, o ise sanki sesler ona uğramıyormuş gibi takılıyordu. Aynı yerde duruyor ama kimseyle durmuyor. Kafası hafif aşağıda, omuzlar ağır, bakışı sert. Öyle 'tehlikeli görünüyorum' diye kasılan tiplemelerden değildi. Gülümsemesi yok. Bir şey anlatmaya çalışmıyor. Sanki konuşursan lafın yarısında 'tamam' deyip geçecekti.

Sonra dikkat edince başka şeyleri fark etmeye başlıyorsun... Kıyafetinden, zırhının halinden, üstündeki her parçanın yerli yerinde olmasından bir şey çıkıyor. Yeni değil, temiz değil, parlamıyor. Ama düzgün. Kayışlar kopacak gibi durmuyor. Üstündeki yıpranma 'havalı çizik olsun, savaş görmüş gibi gözüksün!' diye hazırlanmış değil; bildiğin kullanılmış. Yol işi. Soğuk, yağmur, toz, taş.. hepsinden yemiş. İnsanlar böyle görünmek için uğraşmaz. Bir yerde oturuyorsa bile rahat oturmuyor. Dinleniyor ama gevşemiyor.

Ben uzaktan izlerken birileri yanına yaklaştı. Klasik muhabbettir, "Nerelisin, ne yapıyorsun?" gibisinden. Adamın suratı değişmedi. Ne sertleşti, ne yumuşadı. Sadece dinledi. Sonra iki üç cümle söyledi, kısa ve düz. Ama konuştuğu an etrafta bir 'tamam bu adam iş görüyor' hissi dolaştı. Çünkü lafı süslemiyordu. Sorulan şeye cevap verip kesiyordu. İnsanlar çoğu zaman kendini pazarlamaya çalışır. Bu adam pazarlamıyor. Al ya da alma gibi takılıyordu çevrede. İlk başta itici geliyor, ama sonra fark ediyorsun, en azından seni kandırmaya çalışmıyor.

korrin_portrait_40.png
Bir de şu var, bazı adamlar lider gibi görünür, bağırır çağırır, herkes ona bakar. Bunun öyle bir hali yok. Ama garip bir şekilde insanlar onun yanında daha az saçmalıyor. Sanki yanında gereksiz konuşmak ayıp gibi. Birinin kayışı gevşek mi, eli gidip sıkıyor. Birinin taşıdığı şey düşecek mi, gözü kayıp fark ediyor ve söylüyor. Sadece yapıyor. Bu tür insanları sevmeyebilirsin ama yanında rahat edersin, çünkü bir şey olursa panikleyen o olmaz. Sen paniklersen, yapman gerekeni söyler, sana destek olur. Yanında takılan diğer yoldaşları gayet sakin, onun gibi sessiz takılıyorlardı. Ya da, o yanlarında diye bu şekildeydiler. İnsanın gözlerinden anlıyorsun, ona güveniyorlardı.

Yüzündeki sertlik... ben onu kibir sanmıştım önce. Sonra kibir olmadığını anlıyorsun. Bu adam kendini yüksek görmüyor, kendini 'kral' ilan etmiyor. Sadece her şeyi olduğu gibi görüyor. İnsanın hoşuna gitmeyen taraf da bu zaten. Çünkü çoğumuz biraz da iyi tarafından bakalım diyerek oyalanmayı severiz. O ise oyalanmıyor. Çok da bir şey beklemiyor belli ki hayattan. Beklemediği için de daha az hayal kırıklığı yaşıyor gibi. Ben bunları söylüyorum ama, ne kadar doğrudur mechul. Dışarıdan ona baktığımda bu yorumları yapabiliyorsam eğer, belki de düşündüğümden daha zekiyimdir.. ya da daha salak.

Uzaktan bakmak demişken, ona bakınca insanın içinde iki his aynı anda oluşuyor. Yaklaşmak istemiyorsun, ama yanında olmanın iyi bir fikir olabileceğini de biliyorsun. Çünkü bu tip adamlar kavga çıkarmaya gelmez, kavga çıkarsa bitirmeye gelir. O da dövüşe katılır, senin ağzını burnunu kırar gibi bir şey değil demek istediğim. Sana 'iyi hisset' diye konuşmaz ama sabaha sağ çıkmanı sağlar. Ben onunla dost olur muyum bilmiyorum. İnsanın arkadaş olmak isteyeceği türden yumuşak bir şey yok onda. Ama aynı yolda yürüyeceksem, yanımda böyle birinin olmasını isterim.




 
Back
Top