- Joined
- Jan 12, 2026
- Messages
- 32
- Reaction score
- 10
Günler geçmişti. Belki haftalar. Varkun Krallığı ile Aurelmar Krallığı'nın sınırlarının birleştiği o uğursuz ovalarda bir tehdit baş göstermişti. Onlara Ovaların Belâsı dediler. Başlarda zararsız, fakat yapılanmış bir haydut grubu olarak görülmüşlerdi. Kayda değmezlerdi, yerel güçlerin mukavemet gösterebileceği düşünülmüştü. Yanlıştı. Her geçen gün, bir köyün daha talan edilmesinin düşüncesiyle beklenen bir kâbusa dönüşmüştü. Sınırın ötesindeki faaliyetleri meçhuldü, ancak Aurelmar Krallığı'nın sınıra yakın köylerinde terör estirmeye başladılar; ve genç bir liman şehri olan Flatport'a gözdağı oldular.
İlgili köy halkları şimdilerde ağıt yakıyor. Belki de artık önemsenmedikleri düşüncesine kapılıyorlar. Aurelmar Krallığı niçin yardım yollamıyor? Hasatların ve işçiliğin zayıfladığı bariz, can emniyeti daha elzem; köylüler milislere dönüşüyor, tırpan ve oraklarını toprağın bereketi uğruna değil, kendilerine bir nebze koruma sağlamak için kullanıyorlar. Cassian Valerius von Flatport ise kara düşünceler içerisinde.
Aurelmar'ın sokaklarında ise kulaktan kulağa bir fısıltı, diğerlerinden daha da yaygın, "Onlar Varkun'un itleri mi? Eğer öyleyse, savaş kapıda...".
İlgili köy halkları şimdilerde ağıt yakıyor. Belki de artık önemsenmedikleri düşüncesine kapılıyorlar. Aurelmar Krallığı niçin yardım yollamıyor? Hasatların ve işçiliğin zayıfladığı bariz, can emniyeti daha elzem; köylüler milislere dönüşüyor, tırpan ve oraklarını toprağın bereketi uğruna değil, kendilerine bir nebze koruma sağlamak için kullanıyorlar. Cassian Valerius von Flatport ise kara düşünceler içerisinde.
Aurelmar'ın sokaklarında ise kulaktan kulağa bir fısıltı, diğerlerinden daha da yaygın, "Onlar Varkun'un itleri mi? Eğer öyleyse, savaş kapıda...".