Sör Valeren Von Dusken [Aranıyor]

Hexa

Administrator
Joined
Jan 10, 2026
Messages
10
Reaction score
12
dKtPCY0.png

1xlkXoo.png


Sör Valeren Von Dusken
"Sürgün Kılıç"
Duskmarch dükalığı sadık ve yeminli şövalyeleriyle bilinir lakin bir ağaçta her daim çürük elmalar mevcuttur. Sör Valeren dükalık sınırları içerisinde tanınmış ve donanımlı bir adamdı, şöhreti dükalık sınırlarından bile çıkmıştı. Çocukluğunda kimsesizlikle sınanan Valeren her evsiz çocuk gibi Aurelmar ordusuna alınmış potansiyelleri sınanmıştı, Aurelmar ordusuna alınmasında en büyük pay o dönemin ünlü demircisi Balmund sayesinde olmuştu. Balmund Valeren'i çırağı olarak yanına aldığında Valeren daha bir çocuktu, ondaki kuvveti erken farketmiş olacak ki demir dövme sanatını kendisine lütfetti. Bu kuvvet zamanı geldiğinde kışla tarafından da fark edildiğinde orduya girişi sağlanmıştı lakin uyum sağlanamadığı ve askeri disiplinden bihaber olduğu gözlendiği vakit ergin çağında Kara Kale'ye askeri disiplin ve eğitim için gönderildi.

Kara Kale Valeren için bir dönüm noktası olacaktı zira Duskmarch'ın disiplini bütün yerliler tarafından kuvvetle bilinirdi. Oraya girip sadık çıkmayacak kimse yoktu. Belki de yanılınıyordu?

Valeren ergin döneminden almaya başladığı sert eğitimler ve disiplinler aracılığıyla adeta duygusuz bir savaş makinesine dönüşmüştü, çıkılan seferlerde gösterdiği başarılar takdirle karşılanıyor şöhretine şöhret katıyordu. Bu büyük başarılar sonucu vazgeçilmez bir adama dönüşmesi Şövalyelik mertebesine yükselmesini de kaçınılmaz hale getirdi.

Bu dinamik şövalyenin yolu bir gün Deringümüş seferi sırasında yabanalı köyü ile kesişti. Askerlerle düşürüldükleri pusuda yaralı olarak karlı ormanda sürünürken kanları takip eden bir yabanalı scout ekibinin onu ele geçirmesi kaçınılmaz oldu. Sör Valeren yabanalılar için büyük bir hazineydi, rehinelik fırsatı taşları farklı şekilde dağıtacaktı. Yabanalı köyüne rehin olarak getirilen Sör Valeren tedavi altına alındı ve tedavisi bitip sağlığına kavuştuğunda köyün ortasında çamurlu bir kafes içerisinde tutulmaya başladı, Duskmarch ile görüşmeler başlayana dek bu kafes onun yuvasıydı. Köyde yıldızların sayıldığı ve hafif hafif karların yağdığı bir gecede rüzgarın uğultusu hariç en ufak bir ses yoktu, bu sessizliği sarıdan beyaza çalan ve saçlarının parıltısı belli olan yaşlı bir kadın böldü. "Valeren-" diye seslendi usulca, gördüğü küçük düşürücü durumlardan dolayı bakmaya tenezzül bile etmedi Valeren. Oturmuş, kafasını kafese yaslamış ve uzaklara bakarak geçmiş günlerini düşünüyordu, ailesiz geçen zorlu yılları, berbat günleri... Soğuk sokaklarda uyuduğu çocukluk yıllarını hatırlatıyordu bu kafes ona. Kadın tekrardan seslendi "Oğlum-"Valeren donuk ve baygın gözlerini canlı şekilde açarken omuz arkasından kadının mavi gözlerine döndü, bu yabancı kadın tıpkı onun hatlarına benziyordu, durumu kabullenemedi "Ne saçmalıyorsun barbar kadın" diyerek çıkıştı ihtiyara, gözleri dolmuş vaziyette olan ihtiyar sessiz sessiz ağlarken "Seni de kendilerine benzetmişler- seni kaybettiğimiz gün babanla yıllarımızın uğruna seni bulmaya ant içtik-" olay saçma gelmiş olacak ki Valeren inanmak istemediği bu duruma alaycı gülüşle karşılık verdi, duygusal birisi olarak yetişmemişti ama kadının gözyaşlarında anne şefkati hissettiği kaçınılmaz bir gerçekti. "Beni geçmişimle tuzağa çekmeye çalışma kadın" diye seslenmekle yetindi. İhtiyar o gece kafesin önünde çöküp Valeren'e anlatıya başladı. Valeren çocukluk döneminde Duskmarch'ın köy baskınında köyler yakıp yıkılırken ailesinden kopartılmış ve askerler tarafından ağaçlara asılacak kişilerin kafilesinde yük aracına atılmıştı, kundakta bir bebekti daha, kaçamaz, saklanamazdı, ele geçirilmemesi imkansızdı. Henüz daha bebek olduğu için Duskmarch küçük Valeren'i katletmeyip bir ticaret aracı ile şehire gönderdi ve Aurelmar'da bir kapının önüne bırakıp öylece attılar. Ölmemişti ancak ruhen öldürülmüştü, babasını katletmişti Duskmarch. Bilemiyordu bunu nasıl bilebilirdi ki? kader ağlarını öyle bir örüyor ki bu çocuk Duskmarch'ın şövalyesi olup çıkageliyor annesinin karşısına, aynı köyü yağmalayacakken.
JWYkDy0.png


Ateş Sofrası
naRiMTv.jpeg


Valeren o gün kadının anlatısı sonucu gerçeklerin farkına varmaya başladı, gittiği yol doğru değildi. Duskmarch halkını, babasını katletmişti. Duskmarch onu duygusuz bir yaratık gibi yetiştirmiş kendi emellerinde kullanmıştı belki hayatı daha da kötü geçecekti ancak duygularının tetiklemesi onu halkının yanında durmaya itti. Gerçekler yabanalı halkı tarafından öğrenildiğinde Valeren'e güven arttı, Duskmarch aleyhine yaptığı itiraflar stratejik olarak yabanalıların planlarını kuvvetlendiriyordu. Duskmarch'tan öğrendiklerini kendi halkına katkı olarak kullanacaktı.

Rehin düştüğü sıralarda pazarlık haberi Duskmarch Dükalığı'na ulaşmamıştı, pusudan kurtulabilen bir kaç asker tarafından hayatta kalması imkansız olarak damgalanmış ve Duskmarch Sör Valeren'in öldüğünü kabullenmişti ne de olsa aylardır bir haber gelmiyordu ve rehinelik bilgiside bulunmamaktaydı. Sör Valeren adına Duskmarch'ta anıtlar yapıldı ve törenler düzenlendi, halk yastaydı...

Bir gece vakti Valeren Duskmarch dükalığı merdivenlerini tırmanmaya başladı, gözcü kulelerinden borazanlar çaldı askerler toplandı. Valeren ölmemişti! dükalığa geri dönüşü büyük bir coşkuyla karşılandı meydana girdiğinde gördüğü şeylerden birisi kendi anıt heykeliydi bir süre heykele baktı derin derin düşündü ve sonrasında eski yuvası olan Kara Kaleye kutlamalar eşliğinde giriş yaptı. Ortada sarsılacak bir güven yoktu ne de olsa o Duskmarch'ın büyük şövalyesiydi değil mi?

Valeren'in düklük kalesine dönmesi sonrası planlarını uygulamaya sokmaya başladı, Duskmarch'ı kalbinden vuracaktı. Haydut bağlantıları kurdu ve alchemistlerle anlaştı.

Duskmarch için büyük bir gündü! Dükün ilk oğlu dünyaya gelmişti bunun şerefine büyük bir kutlama hazırlığı başlamıştı. Düklüğün büyük yemek salonunda hizmetçiler fıldır fıldır oradan oraya koşuyor, görkemli sofrayı hazırlıyor ve şarap kadehlerini dolduruyordu. Düklüğün önde gelen bütün isimleri yemek için salonda toplanmış ve Sör Valeren'de masada yerini almıştı. Dük kadehini kaldırdı ve konuşmasını yaptı, konuşma bittiğinde kapalı kapılar ardında yudumlanan şaraplar odadaki bütün isimlerin zehir etkisi ile boğulmaya başlamasıyla sonuçlandı. Zehir öyle kuvvetliydi ki saniyeler içerisinde masalar cesetlerle birlikte devrildi, dük zehirin etkisiyle tahtından yuvarlandı kadehi Valeren'in ayaklarına kadar yuvarlandı ve son nefesini verdi, ne olduğunu anlamadan oracıkta can vermişti hepsi. Kendi babasının öldürülmesinin intikamını dükün doğan yeni varisinden babasını kopararak almıştı- cayır cayır yanan şömine ile salonu ateşe verdi, kalede büyük bir yangın baş gösterdi muhafızlar panikle oradan oraya koşarken düklüğün mutfağında kurduğu lağama bağlanan tünel ile birlikte kaçtı ve köyüne gitti. Salondaki cesetler tanınmayacak haldeydi cayır cayır yanan bedenler Valeren'den şüpheleri çekmişti. Düşünülen şey onun da öldüğüydü ne de olsa...Ama Valeren ölmemişti hemde ikinci kez...Bu olay Duskmarch tarihine "Ateş Sofrası" adıyla geçti, büyük bir yas günü olarak ilan edildi.

Ateş Sofrası'ndan sonra Aurelmar'ın destekleriyle düklüğün onarımı ve toparlanma süreci başladı, geçici askeri birlikler sevk edildi ve varis oğul erişkin yaşa gelinceye dek güvenilir idari bir Lord Kara Kaleye atandı.

Yıllar bu şekilde sürüp giderken Valeren'in ölmediği söylentileri ortaya çıkmaya başladı ve bu bütün okları Valeren olayına döndürdü. Yabanalılara yapılan seferlerde ifşa olan Valeren'in ihaneti bütün Duskmarch'a yayıldı. Valeren'in anıtları yıkıldı hakkında Duskmarch ve Aurelmar tarafından arama kararları çıkarıldı ve başına ödüller kondu. Yüklü miktarda ödüller giderek arttı, bir köylünün ömür boyu yaşamını sürebilecek seviyeye kadar geldi. Ancak Valeren sert bir duvardı büyük ödül avcıları peşine düştüklerinde onlardan geriye haber alınamıyordu.


O artık Duskmarch'ın Sürgün Kılıcıydı...

dKtPCY0.png


WnhMbQZ.jpeg
0Wvzi67.png


JWYkDy0.png
 
Müthiş bir tanıtım, detaylı bir anlatım. Sürgünlüğü ile Kül Azizine çok benziyor. Kader onları belki buluşturur
 
Back
Top