liavenys
New member
- Joined
- Jan 25, 2026
- Messages
- 1
- Reaction score
- 6
Aelyn
Yıldızlar yolumu çizer, kökler beni taşır
Aelyn, adını ilk kez annesinin dudaklarından duyduğunda henüz bir çocuktu. Annesi, “Bu isim gece göğünden gelir,” derdi, “ama seni yıldızlar değil, ellerin kurtaracak.” O zamanlar bu sözler yalnızca yumuşak bir masal gibiydi. Yıllar geçtikçe, masal yerini meraka, merak ise bilgi arayışına bıraktı.
Sıradan bir ailede büyümüştü. Babası toprağı tanırdı, annesi bitkileri. Aelyn ise ikisini de aşan bir şeye ilgi duyuyordu: gökyüzüne. Geceleri herkes uyuduğunda, çatıya çıkar, yıldızların düzenini izlerdi. Onların sessiz ama kararlı hareketlerinde bir anlam olduğuna inanırdı. Aynı zamanda köyün yaşlı şifacısından öğrendiği basit merhemler ve ot karışımlarıyla yaraları sarmayı öğrenmişti. Henüz usta değildi; daha çok deniyordu, yanılıyordu, yeniden öğreniyordu.
Yirmili yaşlarının başında, onu köyünden çıkaran şey bir cesaret patlaması değil, sabırsızlık oldu. Bilginin dar bir çemberde dönüp durduğunu hissetti. Daha fazlası vardı; kitaplarda, yıldız haritalarında, uzak diyarlardaki dillerde saklıydı. Böylece küçük bohçasını aldı ve Duskmarch Dükalığı’na doğru yola çıktı.
Lucien Vane ile ilk karşılaşmaları sıradan sayılabilirdi — bir han avlusu, çamur içindeki atlar ve uzun bir yolun yorgunluğu. Ama Aelyn, onun yüzündeki rengi hemen fark etti. Genç bir şövalyeydi; duruşu dik, sesi ölçülüydü. Yine de gözlerinde gizlenemeyen bir ağırlık vardı. Zırhı parlıyordu ama bedeninin içinde sessiz bir savaş sürüyordu.
Lucien, Aelyn’in şifacılıkla ilgilendiğini öğrendiğinde bunu açıkça dile getirmedi. Yardım istemek şövalyeler için kolay değildi. Yine de yolları kesiştikçe, kısa konuşmalar uzadı; uzadıkça sessizlikler anlam kazandı. Aelyn, Lucien’in hastalığını adlandırmadı. Ad vermek bazen korkuyu büyütürdü. Bunun yerine, onu anlamaya çalıştı.
Duskmarch’ta kaldıkları süre kısa oldu. Aelyn’in zihni hep ileriye bakıyordu. Eski manastırları, unutulmuş kütüphaneleri, dağ köylerinde yaşayan yalnız şifacıları duymuştu. Lucien ise görevleri nedeniyle yola çıkmak zorundaydı. Ayrılmak yerine, aynı yöne gitmeyi seçtiler.
Yolculukları boyunca Aelyn hem şifa bilgisini hem de kendisini geliştirdi. Her yeni bitki, her eski metin, her yıldız gözlemi onu biraz daha değiştirdi. Hatalar yaptı; bazı geceler ateş başında oturup başarısız karışımlarına baktı. Ama vazgeçmedi. Çünkü artık bu bilgi yalnızca onun için değildi.
Lucien, ona minnettarlığını yüksek sözlerle değil, sabırlı varlığıyla gösterdi. Aelyn da onun gücünü yalnızca kılıcında değil, dayanma biçiminde gördü. İkisi de gençti. İkisi de tam olarak neye dönüştüklerini bilmiyordu.
Ama gökyüzü her gece aynıydı.
Ve Aelyn, yıldızlara baktığında artık şunu biliyordu:
Bazı kaderler yazılmaz. Adım adım öğrenilir.