Catherine

22cesar

New member
Joined
Jan 10, 2026
Messages
14
Reaction score
9

"Aydınlığın körelttiği nadide bir kılıç..."

1769453841085.png

"Lux viam nostram illuminet.. "

Catherine, Aurelmar’ın gökyüzüne uzanan devasa katedral kulelerinin gölgesinde, taş evlerin ve yankılanan kilise çanlarının hüküm sürdüğü en dindar mahallede dünyaya gözlerini açtı. Şehrin ruhani rehberlerinden biri olan babası Peder Thomas'ın evinde, sadece bir çocuk değil, aynı zamanda hayatta kalan son umuttu. Ailenin üçüncü evladı olmasına karşın, iki ağabeyinin amansız ateşli hastalıklara yenik düşerek daha dillerini çözemeden toprağa verilmesi, Catherine’in kaderini daha beşikteyken mühürlemişti.

1769452828882.png

*Catherine, babası Peder Thomas ve annesi Elara'dan eğitim alıyor.*

Babasının kederle sertleşen kalbi, onu "Işığa adanmış bir adak" olarak yetiştirmeye ant içti. Akranları dışarıdaki çamurlu sokaklarda kılıç sallama talimleri yaparken, Catherine’in çocukluğu; tütsü kokulu kütüphanelerde, kadim hukukun karmaşık labirentlerinde ve unutulmuş krallıkların tarihini anlatan tozlu parşömenlerin arasında geçti. Kutsal metinlerin ağır dili onun ana dili oldu. Eğitimi bir askerin disipliniyle ancak bir rahibin sessizliğiyle harmanlanmış; zihni, duygulardan arındırılmış bir strateji ve inanç kalesine dönüştürülmüştü.

1769453841085.png

"Ayrılık, Hayat Pınarı, Karga sesi... Aklımı çeliyorlar."

Catherine’in özenle örülen bu dünyası, hayatının en karanlık pazar gününde köklerinden sarsıldı. Aurelmar’ın rutin huzuru, annesi Elara’nın pazardan dönüş yolunda, güneşin bile sızmaya çekindiği dar ve nemli bir sokak arasındaki cansız bedeniyle paramparça oldu. Catherine annesini bulduğunda, şehrin çanları sanki onun ölümü için değil de Catherine’in inancının sonu için çalıyor gibiydi. O anın dehşetiyle ruhu donmuşken, sokağın üzerindeki bir çatıda yankılanan tek, keskin ve uğursuz bir karga çığlığı sessizliği yırttı.

1769453898636.png

*Hillfield köyü yakınları bir ormanlıkda Catherine, kılıç eğitimi alıyor.*

Bu çığlık, sadece bir kuşun sesi değil, Catherine’in geri kalan ömründe ona gölge olacak kadim ve mistik bir bağın ilk nefesiydi. Annesinin ölümü, babasının vaaz ettiği "mutlak hayır" öğretisini bir yalan gibi yüzüne çarptı ve geleneksel inancını bin bir parçaya ayırdı. Kilisenin soğuk duaları artık acısını dindirmeye yetmiyordu. Kalbindeki o yeni ve karanlık sesin rehberliğinde, Aurelmar’ın sunduğu tüm konforu ve sahte huzuru reddetti. Efsanelerin tozlu sayfalarında gizlenen, ölümü bile dize getirebilen "Hayat Pınarı"nı bulmak üzere şehirden ayrıldı. Onun sessizce ortadan kayboluşu, dini mahfillerde yıllarca korkuyla karışık bir hayranlıkla, kutsallığa karşı yapılmış en derin "sessiz isyan" olarak anıldı.

1769453841085.png

"Hepsinden yoruldum, evime geri dönüyorum."

Yıllar süren gezginlik, Catherine’i korunaklı bir rahip kızından deneyimli bir savaşçıya dönüştürdü; bu, kayıtsız yıldızların altında geçen sayısız gecede ve yolların acımasızlığında dövülmüş bir başkalaşımdı. İlk başta sadece kendini korumak için eline aldığı, temel bir ihtiyaç aracı olan kısa kılıç, zamanla kararlılığının ağırlığıyla titreyen ruhunun fiziksel bir uzantısı haline geldi. Yüksek dağ geçitlerindeki münzevi demirci ustalarının yanında aylar geçirerek, onların çelik üzerindeki teknik ustalıklarını hayatta kalmanın sert ve tavizsiz dersleriyle harmanladı. Bu durum; ham bir saldırganlık yerine, rakibin gücünü kendi yıkımına çeviren akışkan ve savunmacı bir zarafete sahip, mutlak bir vakar ve hesaplanmış stratejiye dayanan bir dövüş tarzını doğurdu. Onun için kılıç asla sadece bir silah değil, annesinin solan hatırasını koruma yeminini simgeleyen gümüş bir nişan ve şehrin rahiplerinin gömmeye çalıştığı dünyanın gizli, çoğu zaman korkutucu gerçeklerini açığa çıkaran bir anahtardı. Bu uzun sürgün sırasında kargasıyla olan bağı güçlendi ve kuş, adeta bir dost görevi görmeye başladı. Catherine'ye yolunda yoldaşlık ediyor, onunla beraber kendi içgüdülerini kullanıyordu. İkisinin ilişkileri, sessizlik ve sezginin ortak diline dönüştü.

1769453334642.png

*Uzun yolculuğunun ardından Catherine, atının üstünde Aurelmar'a bakıyor*

Aurelmar’a nihai dönüşü, hem çelik gibi sertleşmiş bir olgunluğun hem de derin, yankılanan bir yalnızlığın başlangıcı oldu. Babasının mutlak yokluğunda geçen yıllar ruhunu katılaştırmış, onu halk tarafından saygılı ama korku dolu bir sessizlikle izlenen, sanki dünyanın kıyılarının soğuk havasını üzerinde taşıyormuşçasına her zaman mesafeli durulan bir figüre dönüştürmüştü. Şimdi yirmi sekiz yaşında olan Catherine, yaşadığı serüvenin tüm ağır yükünü yüzündeki keskin hatlarda ve siyah kıyafetlerinin ağırbaşlı, pratik zarafetinde taşıyor. Yasaklanmış büyüye olan artan merakı ve yasa dışı arşivlere korkusuzca sızması, onu şehrin en gizemli ve hakkında en çok fısıldaşılan karakteri, başkalarının kabul etmeye korktuğu gerçeklerin bir arayıcısı haline getirdi. Onun dönemi büyük fetihlerin gürültüsüyle değil, krallığın kutsal mitlerinin ardındaki gerçekliğe adanmış sessiz, kırılmaz bir azimle hatırlanır. Amacı artık sadece gölgeler arasında hayatta kalmak değil, efsanelerin ardındaki nihai ve sarsıcı gerçeği açığa çıkarmak için bu yolda yanında yürüyecek kadar güçlü bir yoldaş bulmaktır.

1769453841085.png

Kişisel Özellikleri


Catherine babasının ve annesinin ona din yolunda öğrettiği öğretilerden, kitaplardan ve en önemlisi ışığa olan bağlılığından dolayı oldukça müthiş bir istikrar ve iradeye sahiptir. Babasından ve annesinden miras gibi görür ona verilen bu irade ve istikrarı, her ne kadar annesini kaybedip Aurelmar'ı terk ettikten sonra dini yönleri öncekine göre zayıflasada hala ışığa olan bağlılığı tartışılamazdır.

Ancak kendi içinde sessiz bir isyan ile boğuşur, annesinin boşu boşuna bir ara sokakta öldürülmeyeceğini o zamanlar anlamasada yaş geldikce bunu kimlerin yaptığının, ne için yaptığının babasıyla, veyahut babasının mevkisi ile bir örtüşme olduğunu düşünüyor, bu durumda otoriter ve dini yönetim yapısına karşı gelir, ama ne Işığa, ne babasına, yada dini öğretilere karşıdır, sadece onun düşüncelerine göre dini bazı insanlar kendi çıkarları için kullanmış, karşılarına düşman alıp bu çatışmanın arasındada masum insanları, birnevi kendi ailesini bırakmıştır.

Onun bir diğer özelliğide, efsanelere ve kadim sırlara kendini bağlamasıdır, bunun temel nedeni annesini kaybettikten sonra kendine bir aile bağlayamayışı ve yalnızlıktan korkmasıydı, en azından kendini bir ideale, bir amaca bağlamayı umut etti, annesini kaybettikten sonra kadim pınar efsanesi için tek başına yola çıktı, bu onun en ani verdiği karardı, ancak bu kararın altında bile bir istikrar ve irade doluydu.

O bu yolunda kimseye güvenmedi, hatta güvenemezdi, çünkü kendini yalnız bırakma yolunu seçmişti, onun şu ana kadar ki en büyük sadakat ve şefkati annesine karşıydı, annesi öldükten sonra kılıcını çekip bu toprakları terk etme sebebi, annesinin şifacı, erdem dolu ve doğal dünyasını koruma isteğiydi, Aurelmar'a geri dönüşünde, babasının yokluğunda ve halkın ona mesafeli davranışına rağmen o bu şehre bir vefa borcu hissediyordu, şehire karşı sadakatini asla bozmayacaktı, her ne kadar şehir onu yutsa bile. Catherine zor güvenen biridir, ancak yinede birini dost ve yoldaş gibi kabul ettiğinde, ona derinden bağlanır ve asla bırakmak istemez, bunun en büyük kanıtı kargasıyla olan bağıdır. Bir dostunu, yoldaşını korumak için kendi sonu ile risk bile alabilir, çünkü o, farklı insanların idealleri ve çıkarları için tekrardan ikinci bi kişiliği kaybetmek istemiyordur.

1769453841085.png

 
Last edited:
Sıfırdan güncelledim yazılar hariç, önceki hali çirkin duruyordu
 
Eline sağlık, gerçekten güzel bir backstory olmuş. Catherine’in hikayesi okurken insanı içine çekiyor, özellikle o iç çatışması çok iyi oturmuş
 
Back
Top